Aliağa’da Hava Kirliliği Alarmı!

Aliağa’da Hava Kirliliği Alarmı!
REKLAM ALANI
Yayınlama: 15.09.2026
18
A+
A-

Aliağa Hava Kalitesi İzleme İstasyonu’nun ölçtüğü karbonmonoksit değerinin geçen yıla göre yüzde 368 oranında arttığı bildirildi. 

“Çevre konusunda sorumluluk yalnızca Bakanlığa da ait değildir. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Aliağa Belediyesi de kendi yetki alanlarında sorumluluk üstlenmelidir” diyen DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü Yönetim Kurulu tarafından şu açıklamayı yaptı, 

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Temmuz 2026 Hava Kalitesi Bülteni, İzmir’de hava kirliliğinin geldiği noktayı yeniden gündeme getirmiştir. İzmir genelindeki hava kalitesi izleme istasyonlarının büyük bölümünde karbonmonoksit değerleri geçen yılın aynı ayına göre yükselirken, en dikkat çekici artış Aliağa’da yaşanmıştır.

Aliağa Hava Kalitesi İzleme İstasyonu’nda karbonmonoksit değeri bir yıl içerisinde yaklaşık yüzde 368 oranında artmıştır. Bozköy’de de belirgin bir yükseliş görülürken, Yenifoça ve Menemen’deki artışlar sorunun yalnızca Aliağa ile sınırlı olmadığını göstermektedir. Bu tablo, Bakırçay Sanayi Havzası’nın hava kalitesinin havza ölçeğinde ve bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bu veriler bize yeni bir şey söylemiyor; yıllardır Aliağa’da yaşayanların deneyimlediği bir gerçeği daha görünür hale getiriyor. Aliağa; demir-çelikten petrokimyaya, enerji yatırımlarından liman ve depolama faaliyetlerine, gemi söküm tesislerinden yoğun ağır vasıta trafiğine kadar çok sayıda sanayi ve lojistik faaliyetinin aynı coğrafyada yoğunlaştığı bir bölge haline getirilmiştir. Bu nedenle hava kirliliğini yalnızca tek bir tesisin ya da tek bir ölçümün sonucu olarak değerlendirmek mümkün değildir.

Tam da burada Ak Parti iktidarına ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na soruyoruz: Aliağa’nın daha ne kadar sanayi yükü taşıyabileceği hiç hesaplanıyor mu?

Bugüne kadar yatırım ve kapasite artışları çoğunlukla tesis bazında değerlendirilirken, aynı bölgede yıllar içerisinde biriken sanayi faaliyetlerinin toplam etkisi yeterince dikkate alınmamıştır. Oysa sanayi tesisleri, enerji yatırımları, limanlar, depolama alanları, gemi söküm faaliyetleri ve ağır taşıt trafiğinin oluşturduğu çevresel yük birlikte değerlendirilmelidir. Bir tesisin mevzuat şartlarını karşılaması, bütün Aliağa’nın maruz kaldığı toplam yükün kabul edilebilir olduğu anlamına gelmez.

Bakanlığın sorumluluğu yalnızca ölçüm yapmak değildir. Hava kirliliğindeki artışın nedenleri ve kaynakları açıklanmalı; tesislerin nasıl denetlendiği, hangi yaptırımların uygulandığı ve bundan sonra hangi önlemlerin alınacağı kamuoyuna açık biçimde ortaya konulmalıdır. “Ölçüyoruz, takip ediyoruz” demek tek başına kamu sorumluluğunu yerine getirmek değildir.

Çevre konusunda sorumluluk yalnızca Bakanlığa da ait değildir. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Aliağa Belediyesi de kendi yetki alanlarında sorumluluk üstlenmelidir. Ulaşım kaynaklı kirliliğin azaltılması, ağır vasıta trafiğinin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi, kent planlamasında sanayi ve yerleşim ilişkilerinin gözetilmesi, yerel ölçekte çevre izleme çalışmalarının güçlendirilmesi ve halkın düzenli bilgilendirilmesi konusunda daha etkin adımlar atılmalıdır.

Ak Parti iktidarının yıllardır uyguladığı sanayi politikası açısından Aliağa önemli bir örnektir. Sanayi ve enerji yatırımları belirli bölgelerde yoğunlaştırılırken, bu yoğunlaşmanın çevresel maliyeti çoğu zaman bölgede yaşayan insanların üzerine bırakılmaktadır. Yatırım ve istihdam öne çıkarılırken hava, su, toprak ve yaşam alanları üzerindeki birikimli etkiler geri plana itilmektedir. Aliağa’da ortaya çıkan tablo, bu anlayışın sürdürülebilir olmadığını göstermektedir.

Burada açıkça belirtmek isteriz: Sanayinin ve üretimin kendisine karşı değiliz. Aliağa’da binlerce emekçinin sanayi tesislerinde çalıştığını ve insanların geçimlerini bu alandan sağladığını biliyoruz. Ancak çalışma ve gelir hakkı ile sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı birbirinin karşıtı değildir. İstihdam gerekçesi, çevresel maliyetlerin halka yüklenmesini meşrulaştıramaz. İhtiyacımız olan, emeği de çevreyi de koruyan bir üretim anlayışıdır.

Bu nedenle Aliağa’nın ve Bakırçay Sanayi Havzası’nın mevcut çevresel yükü bütüncül biçimde ortaya konulmalıdır. Hava, su, toprak ve deniz üzerindeki etkiler birlikte incelenmeli; sanayi, enerji, liman, depolama ve ulaşım faaliyetlerinin toplam etkisi değerlendirilmelidir. Bu tablo ortaya konulmadan yeni yatırımların ve kapasite artışlarının yalnızca proje bazında değerlendirilmesi doğru değildir.

Hava kalitesi izleme ağı güçlendirilmeli, özellikle yerleşim alanlarına yakın bölgelerde ölçüm kapasitesi artırılmalıdır. Ölçüm sonuçları halkın kolayca ulaşabileceği ve anlayabileceği biçimde düzenli olarak açıklanmalıdır. Bakırçay Sanayi Havzası için oluşturulacak izleme ve değerlendirme süreçlerine meslek odaları, sendikalar, üniversiteler, çevre örgütleri, yerel yönetimler ve bölge halkı dahil edilmelidir.

DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nı, İzmir Valiliği’ni, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni, Aliağa Belediyesi’ni ve ilgili tüm kurumları sorumluluk almaya çağırıyoruz. Aliağa’daki hava kirliliğinin kaynakları kamuoyuna açıklanmalı, mevcut tesisler etkin biçimde denetlenmeli ve gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır. Yeni yatırımlar ve kapasite artışları değerlendirilirken de yalnızca projenin kendi etkisine değil, Bakırçay Sanayi Havzası’nın taşıdığı toplam sanayi yüküne bakılmalıdır.

Aliağa’nın ülke ekonomisine sunduğu katkı inkâr edilemez. Ancak bunun karşılığında Aliağa halkından temiz hava hakkından vazgeçmesi beklenemez. Bir bölgenin sanayi merkezi haline getirilmesi, orada yaşayan, çalışan insanların sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkını ortadan kaldırmaz. Ekonomik büyümenin bedeli işçi, halk sağlığı ve doğa üzerinden topluma ödetilemez.

DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü olarak merkezi yönetimden yerel yönetimlere kadar bütün kamu kurumlarını Aliağa’nın ve Bakırçay Sanayi Havzası’nın çevresel yükünü birlikte ele almaya, halkın ve çalışanların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını korumaya ve sanayi politikalarını kamu yararı temelinde yeniden değerlendirmeye çağırıyoruz.

Aliağa’nın geleceği, daha fazla yatırımın hangi hızla gerçekleştirileceği üzerinden değil; burada yaşayan insanların sağlıklı, güvenli ve insanca bir yaşam sürüp süremeyeceği üzerinden belirlenmelidir.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.